Türkiye’de Meme Kanseri 30 Yılda Üçe Katlandı: Erken Tanı Hayat Kurtarıyor
Türkiye’de meme kanseri görülme sıklığı son 30 yılda üçe katlandı. Uzmanlar, 40 yaş üzeri düzenli mamografi ve 20 yaşından itibaren kendi kendine muayene ile erken teşhisin hayat kurtardığını vurguluyor.
Türkiye’de Meme Kanseri 30 Yılda Üçe Katlandı: Erken Tanı Hayat Kurtarıyor
MEDİCENTERTV.COM / İSTANBUL
Yeni veriler alarm veriyor
Meme kanseri, dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türü olmaya devam ediyor. Uzmanlar, özellikle Ekim ayının “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” olması nedeniyle erken teşhis ve düzenli taramaların önemine dikkat çekiyor. Çakmak Erdem Hastanesi Genel Cerrahi, Metabolik ve Obezite Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Arısoy, “Kanserle mücadelede en etkili silahımız erken teşhistir. Bu noktada her bireyin bilinçlenmesi hayati önem taşır.” dedi.
Risk kimlerde daha yüksek?
Meme kanseri riskini artıran başlıca unsurlar arasında genetik yatkınlık, ileri yaş, aile öyküsü ve hormonal maruziyet bulunuyor. Buna ek olarak fazla kilo, hareketsiz yaşam, sağlıksız ve yağdan zengin beslenme, sigara ve alkol kullanımı da riski belirgin şekilde artırıyor. Dr. Arısoy, “Annesi, teyzesi veya kız kardeşinde meme kanseri geçmişi olan kişilerin, kendi risk durumlarını öğrenmeleri ve kontrollerini aksatmamaları gerekir.” uyarısında bulundu.
Her 8 kadından 1’i risk altında
Küresel ölçekte her 8 kadından 1’i, Türkiye’de ise her 12 kadından 1’i yaşamı boyunca meme kanseriyle karşılaşma riski taşıyor. Hastalık erken evrede saptandığında başarıyla tedavi edilebiliyor. Tarama programları, mamografi ve düzenli hekim kontrolü, tedavi başarısının en kritik belirleyicileri arasında. Uzmanlar, 40 yaş üzeri kadınların düzenli mamografi taramalarını yaptırmasını; 20 yaşından itibaren ise ayda bir kendi kendine meme muayenesi alışkanlığının kazanılmasını öneriyor. Dr. Arısoy, “Kendi bedenini tanımak, olası değişiklikleri erken fark etmek açısından temel bir adımdır.” diye konuştu.
Türkiye’de 30 yıllık artış: Yaşam tarzı faktörleri öne çıkıyor
Güncel epidemiyolojik veriler, 2022’de dünya genelinde yaklaşık 2,3 milyon yeni meme kanseri vakası saptandığını; yaklaşık 670 bin kişinin ise yaşamını yitirdiğini gösteriyor. Meme kanseri, kadınlardaki yeni kanser vakalarının yaklaşık yüzde 24’ünü oluşturuyor.
ABD’de kadınlarda yaşa göre düzeltilmiş yıllık yeni vaka oranı 100.000’de 130,8 iken, Türkiye’de bu oran 100.000’de 46,8 seviyesinde. Türkiye’de 1990–2021 arasında meme kanseri hızı 100.000’de 36,3’ten 119,5’e yükseldi; bu da yıllık ortalama %6 artışa işaret ediyor. Uzmanlara göre bu tablo, yalnızca genetik değil, yaşam tarzı ve çevresel etkenlerin de hastalıkta belirleyici rol oynadığını ortaya koyuyor.
Tarama ölümleri azaltıyor, ileri evreyi düşürüyor
Bilimsel veriler, 50–74 yaş aralığında düzenli taramanın meme kanserine bağlı ölümleri %26 oranında azaltabildiğini; ileri evre tanı oranlarını ise %29’a varan düzeyde düşürdüğünü ortaya koyuyor. Dr. Arısoy, “Düzenli tarama ve erken tanı, tedaviyi kolaylaştırır ve yaşam süresini uzatır. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları ise hem risk azaltır hem de genel sağlık düzeyini yükseltir.” ifadelerini kullandı.
Genetik risk: BRCA mutasyonlarına dikkat
BRCA1 gen mutasyonu taşıyan kadınlarda yaşam boyu meme kanseri riski %72’ye, BRCA2 taşıyanlarda %69’a kadar çıkabiliyor. Erkeklerde de nadir olmakla birlikte risk söz konusu: BRCA2 mutasyonu olan erkeklerde yaşam boyu risk %6,8 düzeyinde seyrediyor. Bu nedenle yüksek riskli bireylerde genetik danışmanlık ve kişiye özel tarama planı öneriliyor.
Toplumsal farkındalık hayati
Ekim ayı kapsamında düzenlenen etkinlikler ve bilgilendirme kampanyaları, toplumun farkındalığını artırarak erken teşhise giden yolu aydınlatıyor. Dr. Arısoy, “Unutmayalım; kanserden değil geç kalmaktan korkmak gerekir. Düzenli kontroller, erken teşhis ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla meme kanserinin üstesinden gelmek mümkündür.” diyerek sözlerini tamamladı.
Ne Düşünüyorsun?
Harika
0
Kötü
0
Bayıldım
0
Güldüm
0
Şaşırdım
0
Üzüldüm
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)