Çocuklarda ağız bakımı ilk süt dişiyle başlamalı: Ebeveynlere rehber
Çocuklarda ağız bakımı ilk dişle başlamalı; florürlü macun, ebeveyn desteği, dengeli beslenme ve düzenli diş kontrolü çürük riskini azaltıyor.
Bilge Türk | MediCenter TV
ANKARA, TÜRKİYE — Çocuklarda ağız bakımı ilk süt dişinin çıkmasıyla başlamalı; yaşa uygun florürlü diş macunu, ebeveyn desteği ve erken diş hekimi kontrolleri çürüklerin önlenmesinde temel rol oynuyor.
Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Uzm. Dt. Nurgül Demir, süt dişlerinin geçici oldukları gerekçesiyle ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek ağız bakımının çocuğun beslenmesini, konuşmasını, çene gelişimini ve ileride çıkacak kalıcı dişlerin sağlığını etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Demir, Ankara Üniversitesi Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalındaki uzmanlık eğitimini 2015 yılında tamamladı.
Süt dişleri neden korunmalı?
İlk süt dişleri çoğunlukla bebeğin ilk yılı içinde çıkmaya başlıyor. Diş yüzeylerinin ağız ortamına ulaşmasıyla birlikte bakteri plağı ve beslenme alışkanlıklarına bağlı çürük riski de ortaya çıkıyor. Bu nedenle diş temizliğine bütün süt dişlerinin tamamlanması beklenmeden, ilk diş görüldüğü anda başlanması öneriliyor.
“Süt dişleri nasıl olsa düşecek” düşüncesi, tedavinin gecikmesine yol açabiliyor. Süt dişleri çiğneme ve konuşmaya katkıda bulunurken, kalıcı dişlerin süreceği alanların korunmasına da yardımcı oluyor. Erken kaybedilen veya tedavi edilmeyen süt dişleri ağrıya, enfeksiyona, beslenme güçlüğüne ve kalıcı dişlerin diziliminde sorunlara neden olabiliyor. Gelişmekte olan diş yapısındaki problemlerin erken fark edilmesi, işlevsel ve dengeli bir kapanışın korunması açısından önem taşıyor.
Uzm. Dt. Nurgül Demir, ağız bakımının yalnızca dişleri temizleme işlemi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek düzenli bakım alışkanlığının çocukluk döneminden yetişkinliğe taşınan koruyucu bir sağlık davranışı olduğunu ifade ediyor.
Fırçalama alışkanlığında ebeveyn örneği belirleyici
Çocuklar erken yaşlarda anne ve babalarının davranışlarını gözlemleyerek öğreniyor. Bu nedenle diş fırçalamanın ceza, mücadele veya pazarlık konusu hâline getirilmesi yerine ailenin günlük yaşamının doğal bir parçası olarak sunulması öneriliyor.
Ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte dişlerini fırçalaması, yaşa uygun bir şarkı veya zamanlayıcı kullanması ve çocuğun küçük ilerlemelerini desteklemesi alışkanlığın sürdürülmesine yardımcı olabilir. Ancak çocuğun fırçayı eline alabilmesi, dişlerini tek başına etkili biçimde temizleyebildiği anlamına gelmiyor.
Çocukların el becerileri kişiden kişiye değişmekle birlikte, çoğu çocuk yaklaşık 7–8 yaşına kadar dişlerini yeterince ayrıntılı temizleyemiyor. Bu döneme kadar ebeveynin fırçalamayı yapması veya çocuğun ardından eksik kalan bölgeleri tamamlaması gerekiyor. Daha ileri yaşlarda da özellikle arka azı dişleri, diş araları ve diş eti çizgisi ebeveyn tarafından kontrol edilmeli.
Dişler sabah ve gece olmak üzere günde iki kez fırçalanmalı. Gece fırçalaması, uyku sırasında tükürük akışının azalması nedeniyle özellikle önem taşıyor. Birbirine temas eden dişlerin arası ise diş ipi veya çocuklara uygun ara yüz ürünleriyle temizlenebilir.
Diş macunu miktarı yaşa göre ayarlanmalı
Güncel çocuk diş hekimliği rehberleri, ilk dişin çıkmasından itibaren yaşa uygun miktarda florürlü diş macunu kullanılmasını öneriyor. Üç yaşından küçük çocuklarda pirinç tanesi kadar ince bir tabaka, 3–6 yaş arasında ise bezelye büyüklüğünü aşmayan miktar yeterli kabul ediliyor.
Ebeveyn macunu fırçaya kendisi koymalı, çocuğun macunu yutmaması için fırçalama boyunca yanında bulunmalı ve işlem sonrasında fazla macunu tükürmesini öğretmeli. Florürlü diş macunuyla günde iki kez fırçalama, çocukluk çağı diş çürüklerini önlemede en etkili temel uygulamalardan biri olarak gösteriliyor.
İlk diş hekimi muayenesi de sorun başladıktan sonra değil, koruyucu amaçla planlanmalı. Amerikan Çocuk Diş Hekimliği Akademisi, ilk ziyaretin ilk dişin çıkmasından sonraki altı ay içinde ve en geç birinci yaş gününe kadar yapılmasını öneriyor. Bu muayenede çürük riski, beslenme, fırçalama tekniği, florür ihtiyacı ve dişlerin gelişimi değerlendiriliyor.
Kontrol sıklığı her çocuk için aynı olmayabilir. Diş çürüğü riski, ağız hijyeni, kullanılan ilaçlar, özel sağlık ihtiyaçları ve önceki tedaviler dikkate alınarak çocuk diş hekimi tarafından kişisel takip programı oluşturulmalı.
Probiyotikler destek olabilir ancak fırçalamanın yerini tutmaz
Probiyotikler, yeterli miktarda alındığında sağlık üzerinde yarar sağlaması amaçlanan canlı mikroorganizmalar olarak tanımlanıyor. Son yıllarda bazı probiyotik türlerinin ağızdaki çürükle ilişkili bakteri seviyeleri ve yeni çürük oluşumu üzerindeki etkileri araştırılıyor.
Çocuklar üzerinde yürütülen bazı çalışmalar ve sistematik değerlendirmeler, belirli probiyotik suşlarının ağızdaki Streptococcus mutans seviyesini geçici olarak azaltabileceğini veya çürükten korunmaya sınırlı katkı sağlayabileceğini gösteriyor. Ancak hangi suşun, hangi dozda ve ne kadar süreyle kullanılacağı konusunda henüz standart bir klinik uygulama bulunmuyor. Çalışmalar arasında ürün, süre ve sonuçlar bakımından önemli farklılıklar mevcut.
Bu nedenle probiyotikler florürlü diş macunu, dengeli beslenme, diş aralarının temizlenmesi ve düzenli hekim kontrolünün alternatifi olarak değerlendirilmemeli. Özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış, ağır hastalığı bulunan veya erken doğmuş çocuklarda probiyotik ürünler doktora danışılmadan kullanılmamalı.
Ekran karşısında yemek çürük riskini dolaylı olarak artırabilir
Ekran karşısında yemek yemenin doğrudan diş çürüğüne neden olduğu kesin biçimde gösterilmiş değil. Ancak ekranla geçirilen uzun sürenin daha sık atıştırma, şekerli içecek tüketimi, öğüne odaklanamama ve ağız bakımının aksamasıyla ilişkili olabileceğini gösteren araştırmalar bulunuyor. Bu alışkanlıklar ağızdaki şeker maruziyetinin sıklığını artırarak çürük riskine dolaylı katkı sağlayabilir.
Amerikan Pediatri Akademisi, aile iletişimini ve sağlıklı yeme düzenini desteklemek amacıyla yemek masasının ekransız alan olarak belirlenmesini öneriyor. Çocuğun lokmasını ne kadar süre çiğnediği veya ağzında beklettiği kadar, gün içinde kaç kez şekerli ya da nişastalı gıdaya maruz kaldığı da önem taşıyor.
Tablet ve telefon kullanımı sırasında başın uzun süre öne eğilmesi boyun ve omuzlarda zorlanmaya yol açabilir. Bununla birlikte ekran kullanımının tek başına çene darlığına, kapanış bozukluğuna veya ağız solunumuna neden olduğu yönünde güçlü ve kesin kanıt bulunmuyor. Bu ilişkiyi doğrudan neden-sonuç biçiminde sunmak yerine, uzun süreli hareketsizlik ve kötü duruşun önlenmesi daha doğru bir yaklaşım oluyor.
Ağız solunumu ve çene eklemi belirtileri izlenmeli
Sürekli ağızdan nefes alma; burun tıkanıklığı, geniz eti, alerji veya başka solunum yolu sorunlarıyla ilişkili olabilir. Araştırmalar, uzun süreli burun solunumu bozukluğunun dar damak, açık kapanış veya yüz gelişimindeki bazı değişikliklerle ilişkili olabileceğini gösteriyor. Ancak ağız solunumu bu problemlerin tek ve her zaman temel nedeni değil.
Çocuğun uyurken ağzının açık kalması, horlaması, gündüz sürekli ağızdan nefes alması veya burundan nefes almakta zorlanması durumunda çocuk doktoru, kulak burun boğaz uzmanı ve çocuk diş hekimi tarafından değerlendirme yapılmalı.
Çiğneme sırasında ağrı, ağzı açmada kısıtlılık, çene ekleminden sürekli ses gelmesi, yüz asimetrisi, diş sıkma veya tekrarlayan baş ve çene ağrıları da muayene gerektiren belirtiler arasında yer alıyor. Her eklem sesi hastalık anlamına gelmese de ağrı veya hareket kısıtlılığı eşlik ediyorsa gecikmeden uzman görüşü alınmalı.
Ağız sağlığı genel sağlıktan ayrı düşünülmemeli. Tedavi edilmeyen diş hastalıkları çocukta ağrıya, uyku ve beslenme sorunlarına, okul devamsızlığına ve yaşam kalitesinde düşüşe neden olabilir. Erken teşhis ve koruyucu bakım, hem ağız sağlığının hem de çocuğun genel iyilik hâlinin korunmasına katkı sağlıyor.
Uzm. Dt. Nurgül Demir, ebeveynlerin ilk dişten itibaren düzenli fırçalama alışkanlığı oluşturmasını, şekerli atıştırmaların sıklığını sınırlandırmasını, öğünleri mümkün olduğunca ekransız gerçekleştirmesini ve çocuklarını yalnız ağrı başladığında değil koruyucu kontroller için de diş hekimine götürmesini öneriyor.
MediCenterTV.com
Ne Düşünüyorsun?
Harika
0
Kötü
0
Bayıldım
0
Güldüm
0
Şaşırdım
0
Üzüldüm
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)