Karaciğer kitlelerinde sessiz risk: Erken tanı tedavi şansını artırıyor

Prof. Dr. Cem İbiş, karaciğer kitlelerinin uzun süre belirti vermeyebileceğini belirterek risk grubundakilere düzenli kontrol uyarısında bulundu.

28.08.2026 - 07:14
0
Karaciğer kitlelerinde sessiz risk: Erken tanı tedavi şansını artırıyor

Bilge Türk | Medicentert Tv

İSTANBUL, TÜRKİYE — Karaciğer kitlelerinin uzun süre belirti vermeden gelişebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Cem İbiş, özellikle kronik karaciğer hastalığı bulunan kişilerin düzenli kontrollerini aksatmaması gerektiğini söyledi.

Daviva Avcılar Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Cem İbiş, karaciğerde saptanan her kitlenin kanser anlamına gelmediğini ancak iyi ve kötü huylu oluşumların doğru biçimde ayırt edilmesinin tedavi planı açısından kritik olduğunu belirtti.

Görüntüleme yöntemlerinin gelişmesiyle küçük karaciğer lezyonlarının daha sık saptandığını ifade eden İbiş’e göre, erken dönemde belirlenen ve karaciğer dışına yayılmamış tümörlerde cerrahi veya lokal tedavi seçeneklerinin uygulanabilmesi önemli avantaj sağlıyor.

İyi huylu karaciğer kitleleri çoğu zaman tesadüfen saptanıyor

Karaciğerde görülen kitleler temel olarak iyi huylu ve kötü huylu olmak üzere iki ana grupta değerlendiriliyor.

Prof. Dr. İbiş, günlük klinik uygulamada iyi huylu kitlelere oldukça sık rastlandığını belirterek, bunların önemli bölümünün başka bir nedenle yapılan ultrason, bilgisayarlı tomografi veya MR incelemeleri sırasında tesadüfen ortaya çıktığını ifade etti.

Karaciğerin geniş fonksiyon rezervine sahip olması nedeniyle küçük kitleler uzun süre belirgin bir yakınmaya yol açmayabiliyor.

Hemanjiyom gibi yaygın iyi huylu karaciğer oluşumları da çoğunlukla küçük ve belirtisiz seyrediyor. Merck Manual’a göre bu tür lezyonlar sıklıkla ultrason, BT veya MR sırasında tesadüfen tespit ediliyor ve şikâyet oluşturmuyorsa çoğu zaman tedavi gerektirmiyor.

İbiş, iyi huylu kitlelerin genellikle çevre dokulara yayılmadığını, büyüme hızlarının düşük olduğunu ve birçok hastada düzenli radyolojik takibin yeterli olabileceğini kaydetti.

Ancak kitlenin türü, büyüklüğü, büyüme eğilimi ve hastada şikâyete yol açıp açmaması takip kararını değiştirebiliyor.

Karaciğerdeki kötü huylu kitleler iki farklı kaynaktan gelişebiliyor

Kötü huylu karaciğer kitleleri ise iki temel şekilde ortaya çıkıyor.

Bunlardan ilki, doğrudan karaciğer hücrelerinden veya karaciğer içindeki yapılardan gelişen primer karaciğer kanserleri. Erişkinlerde en sık görülen primer karaciğer kanseri hepatoselüler karsinom olarak biliniyor.

İkinci grup ise başka bir organda başlayan kanserin kan veya lenf yoluyla karaciğere yayılması sonucu oluşan metastatik, yani ikincil karaciğer tümörleri.

Metastatik karaciğer kanseri, primer karaciğer kanserinden daha sık görülüyor. Özellikle sindirim sistemi, meme, akciğer ve pankreas kökenli kanserlerin karaciğere yayılım gösterebildiği biliniyor.

Prof. Dr. İbiş de klinikte karşılaşılan kötü huylu karaciğer kitlelerinin önemli bölümünün başka organlardan yayılan ikincil tümörlerden oluştuğunu belirtti.

Bu ayrım tedavi açısından büyük önem taşıyor. Çünkü karaciğerin kendi dokusundan gelişen bir kanser ile örneğin bağırsak kanserinin karaciğer metastazı aynı hastalık değil ve tedavi planları farklı oluşturuluyor.

Kilo kaybı, iştahsızlık ve sağ üst karın ağrısı önemsenmeli

Karaciğer tümörlerinin en önemli özelliklerinden biri, erken evrede uzun süre sessiz kalabilmeleri.

İbiş, tümör büyüdükçe veya karaciğer kapsülünde gerilmeye yol açtıkça bazı belirtilerin ortaya çıkabileceğini ifade ederek şu yakınmalara dikkat çekti:

  • Sağ üst karın bölgesinde dolgunluk veya ağrı,
  • nedeni açıklanamayan kilo kaybı,
  • iştahsızlık,
  • belirgin halsizlik.

Metastatik karaciğer hastalığında da erken dönem belirtilerinin özgül olmayabileceği; kilo kaybı, iştahsızlık ve sağ üst karın rahatsızlığının görülebileceği bildiriliyor.

Ancak bu belirtilerin tek başına karaciğer kanseri anlamına gelmediğini vurgulamak gerekiyor. Benzer şikâyetler çok sayıda başka hastalıkta da ortaya çıkabiliyor.

Bu nedenle açıklanamayan ve devam eden yakınmalarda tanı, hekim değerlendirmesi ve gerekli görüntüleme yöntemleriyle konulmalı.

Hepatit B, hepatit C ve siroz riski artırıyor

Karaciğer kanseri açısından bazı grupların daha dikkatli takip edilmesi gerekiyor.

Prof. Dr. İbiş özellikle kronik Hepatit B ve Hepatit C enfeksiyonları, aşırı alkol tüketimi ve ileri karaciğer yağlanmasının yol açabileceği siroz tablosuna dikkat çekti.

ABD Ulusal Kanser Enstitüsü de kronik Hepatit B ve C enfeksiyonlarını, sirozu, yoğun alkol kullanımını ve nonalkolik steatohepatiti hepatoselüler karsinom için önemli risk faktörleri arasında sıralıyor.

Bu nedenle özellikle kronik hepatiti, sirozu veya başka bir kronik karaciğer hastalığı bulunan kişilerde takip programının kişisel risk durumuna göre hekim tarafından belirlenmesi önem taşıyor.

Burada “her sağlıklı kişinin sürekli karaciğer ultrasonu yaptırması” şeklinde genel bir tarama önerisinden ziyade, risk grubundaki kişilerin düzenli tıbbi takibinin aksatılmaması öne çıkıyor.

Cerrahi tedavi uygun hastalarda güçlü seçeneklerden biri

Karaciğer tümörlerinde tedavi; kitlenin tipi, büyüklüğü, sayısı ve yerleşiminin yanı sıra hastalığın karaciğer dışına yayılıp yayılmadığına ve karaciğerin mevcut fonksiyonuna göre belirleniyor.

Prof. Dr. İbiş, uygun hastalarda cerrahinin hastalığı kontrol altına almak için en etkili seçeneklerin başında geldiğini belirtti.

Karaciğerin önemli özelliklerinden biri, belirli koşullarda kalan sağlıklı dokunun yeniden büyüyebilme kapasitesi. Bu nedenle uygun hastalarda tümörlü bölüm, çevresinde yeterli sağlıklı doku sınırı bırakılarak çıkarılabiliyor.

Ulusal Kanser Enstitüsü de lokalize primer karaciğer kanserlerinde kısmi karaciğer rezeksiyonu, karaciğer nakli ve ablasyon gibi yöntemleri temel tedavi seçenekleri arasında gösteriyor.

İbiş, laparoskopik ve diğer minimal invaziv cerrahi yöntemlerin uygun hastalarda ameliyat sonrası ağrı, yara sorunları ve iyileşme süresi açısından avantaj sağlayabildiğini de ifade etti.

Ancak her karaciğer kitlesinin ameliyat edilmesi gerekmiyor ve her kötü huylu tümör de cerrahiye uygun olmayabiliyor.

Ablasyon ve damardan uygulanan tedaviler de kullanılabiliyor

Cerrahi uygulanamayan veya cerrahinin uygun görülmediği bazı karaciğer tümörlerinde farklı lokal tedavi seçenekleri devreye girebiliyor.

Bunların arasında tümör dokusunun ısı yoluyla yok edilmesine dayanan radyofrekans veya mikrodalga ablasyon ile tümörü besleyen damar üzerinden uygulanan embolizasyon yöntemleri bulunuyor.

Transarteriyel kemoembolizasyon olarak bilinen TACE yönteminde ise tümörü besleyen damar yoluyla kemoterapi uygulanırken aynı zamanda tümörün kanlanmasının azaltılması hedefleniyor. NCI, ablasyon ve embolizasyon yöntemlerini uygun hasta gruplarında kullanılan standart lokal tedaviler arasında gösteriyor.

İleri evre primer karaciğer kanserinde ise günümüzde hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapi kombinasyonları gibi sistemik tedaviler de tedavi planının parçası olabiliyor.

Prof. Dr. İbiş’in altını çizdiği temel nokta ise tanının geciktirilmemesi.

Karaciğer kitlelerinin önemli bölümü hiçbir belirti vermeden tesadüfen saptanabildiği için, özellikle hepatit, siroz veya kronik karaciğer hastalığı bulunan kişilerin hekimlerinin önerdiği kontrolleri aksatmaması gerekiyor.

Bir karaciğer kitlesinin saptanması tek başına kanser tanısı anlamına gelmiyor. Ancak kitlenin niteliğinin doğru belirlenmesi, gerekiyorsa zamanında tedaviye başlanması ve uygun hastalarda cerrahi ya da lokal tedavi seçeneklerinin değerlendirilebilmesi açısından erken inceleme önemli avantaj sağlıyor.

MediCenterTV.com

Ne Düşünüyorsun?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Bayıldım Bayıldım 0
Güldüm Güldüm 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzüldüm Üzüldüm 0
Kızdım Kızdım 0
Bilge Türk

Bilge Türk, MediCenterTV.com editörü, gazeteci ve yazardır. Sağlık, yaşam, bilim ve güncel gelişmeler üzerine içerikler hazırlayan Türk; doğru, anlaşılır ve toplum yararını gözeten habercilik anlayışıyla sağlık alanındaki gelişmeleri okuyuculara aktarmayı amaçlamaktadır.

Yorumlar (0)

User