ABD’de 1970 sonrası kuşaklarda ölüm eğilimleri kötüleşti: Üç neden

PNAS araştırması, ABD’de 1970 sonrası doğan kuşaklarda kalp-damar hastalıkları, kanser ve dış nedenlere bağlı ölüm eğilimlerinin kötüleştiğini gösterdi.

04.08.2026 - 23:20
0
ABD’de 1970 sonrası kuşaklarda ölüm eğilimleri kötüleşti: Üç neden

Bilge Türk | Medicentert Tv

İSTANBUL / TÜRKİYE — ABD’de yürütülen yeni bir araştırma, 1970 sonrası doğan kuşaklarda kalp-damar hastalıkları, kanser ve dış nedenlere bağlı ölüm eğilimlerinin önceki kuşaklara göre kötüleştiğini gösterdi.

Mart 2026’da Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırma, ABD’de 1979–2023 dönemindeki ölüm verilerini doğum kuşaklarına göre değerlendirdi. Araştırmacılar, 1890’lardan 1980’lere kadar uzanan doğum kuşaklarında tüm nedenlere bağlı ölümlerin yanı sıra kalp-damar hastalıkları, kanser ve dış nedenleri inceledi.

Çalışmanın yalnızca ABD verilerine dayandığına dikkat edilmesi gerekiyor. Bulgular, dünyadaki bütün genç kuşakların önceki nesillerden daha kısa yaşayacağını kesin olarak göstermiyor; ancak ABD’de yaşam beklentisindeki uzun dönemli iyileşmenin ciddi biçimde yavaşladığına işaret ediyor.

Yaşam beklentisindeki artış belirgin biçimde yavaşladı

Araştırmaya göre ABD’de doğuşta yaşam beklentisi 2010–2019 döneminde yalnızca 0,26 yıl arttı. Önceki beş on yıllık dönemde ise her on yıldaki ortalama artış 1,78 yıl düzeyindeydi.

Araştırmacılar, 1950–1959 yıllarında doğanları önemli bir geçiş kuşağı olarak tanımladı. Bu kuşaktan önce doğanlarda ölüm oranları genel olarak birbirini izleyen her nesilde azalırken, daha sonra doğanlarda iyileşmenin zayıfladığı veya bazı alanlarda tersine döndüğü belirlendi.

Özellikle yaklaşık 1970–1985 yılları arasında doğan geç X kuşağı ve erken Y kuşağı üyelerinde, genç ve orta yetişkinlik dönemlerindeki ölüm eğilimlerinin önceki kuşaklara göre daha olumsuz olduğu görüldü. Bozulma yalnızca tek bir hastalık grubunda değil, araştırmada incelenen başlıca ölüm nedenlerinin tamamında gözlendi.

Acıbadem Life Danışmanı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, tıp teknolojisindeki ilerlemenin tek başına daha uzun ve sağlıklı bir yaşamı garanti etmediğini belirtti.

“Bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük risk, tıbbın yetersizliği değil; yaşam biçimimizin sağlığımızın önüne geçmiş olmasıdır.”

Kalp-damar hastalıklarındaki ilerleme yavaşladı

Araştırmanın öne çıkardığı ilk alan kalp ve damar hastalıkları oldu. Kalp krizi, inme ve diğer dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölümler uzun yıllar boyunca tıbbi tedaviler, tansiyon kontrolü ve sigara kullanımındaki azalma sayesinde gerilemişti.

Ancak çalışmada, 2010’lu yıllarda neredeyse bütün yetişkin kuşaklarını etkileyen genel bir ölüm oranı bozulması görüldüğü ve bunun başlıca nedeninin kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümler olduğu bildirildi. Araştırmacılar, 1970 sonrası doğan kuşaklarda da bazı kalp hastalığı göstergelerinin önceki kuşaklardan daha kötü seyrettiğini belirtti.

Dr. Sarıyıldız, obezite, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve metabolik sorunların daha genç yaşlarda görülmesinin bu tablo bakımından önemli olduğuna dikkat çekti.

Kötü beslenme, uzun süreli hareketsizlik, uyku düzensizliği ve kronik stresin birbirinden bağımsız olmadığına işaret eden Sarıyıldız, bu faktörlerin zaman içinde aynı kişide birikerek kalp sağlığı üzerindeki yükü artırabileceğini ifade etti.

Bununla birlikte araştırma, yaşam tarzı faktörleriyle ölüm eğilimleri arasında doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmak amacıyla tasarlanmadı. Çalışmanın yazarları da araştırmanın bu değişimin nedenlerini tek tek belirlemediğini, farklı biyolojik, toplumsal ve ekonomik faktörlerin birlikte incelenmesi gerektiğini açıkladı.

Kolon kanserine bağlı genç ölümler dikkat çekti

İkinci önemli alan kanser ölümleri oldu. Genel kanser ölümlerinde geçmiş dönemlerde önemli düşüşler sağlanmasına rağmen, bazı genç doğum kuşaklarında bu olumlu eğilimin zayıfladığı görüldü.

Araştırmacılar, 1970–1985 döneminde doğanlarda kanser ölümlerinin önceki kuşaklara göre daha kötü seyrettiğini, özellikle kolon ve rektum kanserine bağlı ölümlerdeki artışın dikkat çekici olduğunu bildirdi. Araştırmanın başyazarı Leah Abrams, genç yaşlarda kanser tanılarının artmasının yalnızca daha fazla tarama yapılmasıyla açıklanamayacağını; ölüm oranlarındaki yükselişin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Dr. Sarıyıldız, geçmişte daha çok ileri yaşlarla ilişkilendirilen kalın bağırsak kanserinin artık 30’lu ve 40’lı yaşlardaki kişilerde de daha fazla gündeme geldiğini söyledi.

Araştırma, kolon kanserindeki artışın doğrudan belirli bir besin veya tek bir yaşam alışkanlığından kaynaklandığını göstermiyor. Bununla birlikte uzmanlar; obezite, düşük fiziksel aktivite, sigara, alkol ve sağlıksız beslenme gibi değiştirilebilir risk faktörlerinin koruyucu sağlık politikalarında birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.

Aile öyküsü bulunan veya bağırsak alışkanlığında kalıcı değişiklik, dışkıda kan, açıklanamayan kilo kaybı ve kansızlık gibi yakınmalar yaşayan kişilerin yaşlarından bağımsız olarak hekime başvurmaları önem taşıyor.

Aşırı doz, intihar, cinayet ve kazalar da etkili

Araştırmada üçüncü başlık “dış nedenlere bağlı ölümler” olarak sınıflandırıldı. Bu grupta uyuşturucu ve ilaç aşırı dozları, intiharlar, cinayetler, trafik kazaları ve diğer kazalara bağlı ölümler yer aldı.

Bu nedenlerin tamamını “umutsuzluk ölümleri” başlığı altında toplamak doğru değil. Araştırma, dış nedenleri daha geniş bir istatistiksel kategori olarak ele aldı ve birçok farklı toplumsal, ekonomik ve davranışsal sürecin aynı anda etkili olabileceğini gösterdi.

Özellikle aşırı doz ve intihar ölümleri, ruh sağlığı hizmetlerine erişim, sosyal destek, ekonomik güvensizlik, yalnızlık ve bağımlılıkla mücadele politikalarının yaşam beklentisi açısından taşıdığı önemi ortaya koyuyor.

Araştırmacılar, ABD’deki yaşam beklentisi durgunluğunun yalnızca belirli bir yaş grubuna veya tek bir nedene bağlanamayacağını vurguladı. Kalp hastalıkları, kanserler ve dış nedenlerde görülen eş zamanlı bozulmanın daha geniş bir halk sağlığı sorununa işaret ettiği belirtildi.

Sağlık genç yaşlardan itibaren birikiyor

Dr. Sarıyıldız, insan sağlığını bir birikim hesabına benzeterek beslenme, hareket, uyku ve stres yönetimine ilişkin alışkanlıkların etkilerinin yıllar içinde toplandığını ifade etti.

Sarıyıldız’a göre kötü beslenme obeziteyi, obezite kalp ve damar hastalıklarını kolaylaştırırken kronik stres hem fiziksel hem de ruhsal sorunları ağırlaştırabiliyor. Sosyal yalnızlık, ekonomik sorunlar ve sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikler de kişisel tercihlerden bağımsız olarak sağlık üzerinde etkili olabiliyor.

Bu nedenle yaşam beklentisindeki yavaşlamanın yalnızca kişilerin irade veya disiplin eksikliğiyle açıklanamayacağını belirten uzmanlar, sağlıklı gıdaya erişimden güvenli yaşam alanlarına, çalışma koşullarından koruyucu sağlık hizmetlerine kadar toplumsal etkenlerin de dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.

Gidişatı değiştirmek mümkün

Araştırmanın sonuçları, 1970 sonrası doğan herkesin daha kısa yaşayacağını veya mevcut eğilimlerin değiştirilemeyeceğini göstermiyor. Yazarlar, geçmişte sigara kullanımının azaltılması gibi geniş kapsamlı halk sağlığı çalışmalarının kanser ve kalp-damar ölümlerinde belirgin iyileşmeler sağladığını hatırlattı.

Dr. Sarıyıldız, aşırı işlenmiş gıdaların azaltılması, düzenli fiziksel aktivite, yeterli uyku, ruh sağlığının korunması ve güçlü sosyal ilişkilerin desteklenmesinin sağlıklı yaşlanmaya katkı sağlayabileceğini belirtti.

Yaşam tarzı değişikliklerinin kişinin yaşı, hastalıkları ve fiziksel kapasitesi dikkate alınarak planlanması gerekiyor. Kronik hastalığı bulunanların beslenme veya egzersiz programında önemli değişiklik yapmadan önce hekimlerine danışmaları öneriliyor.

Sarıyıldız, yaşam beklentisinin yalnızca tıbbi tedavilerin değil, günlük yaşamın ve toplumsal koşulların da bir sonucu olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Çocuklarımızın bizden daha uzun ve daha sağlıklı yaşaması hâlâ mümkün. Bunun için bilimsel uyarıları bugünden dikkate almamız gerekiyor.”

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; kişisel tanı veya tedavi önerisi yerine geçmez.

MediCenterTV.com

Ne Düşünüyorsun?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Bayıldım Bayıldım 0
Güldüm Güldüm 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzüldüm Üzüldüm 0
Kızdım Kızdım 0
Editors

Editör | Medicentertv.com, uzman doktorlar, psikologlar ve sağlık profesyonellerinin bilimsel görüşlerini; tıp dünyasındaki yenilikleri, hastane sektöründeki gelişmeleri ve güncel sağlık haberlerini doğru, tarafsız ve güvenilir habercilik anlayışıyla sunar. Uluslararası sağlık haberciliği ilkeleri doğrultusunda, resmî açıklamalar, yeni nesil sağlık uygulamaları ve tıbbi veriler analiz edilerek kamuoyuna aktarılır.

Yorumlar (0)

User