Lenfomanın 11 önemli belirtisi: Geçmeyen lenf bezi şişliklerine dikkat

Geçmeyen lenf bezi şişliği, açıklanamayan ateş, gece terlemesi ve kilo kaybı lenfomayı işaret edebilir; kesin tanı için biyopsi önem taşıyor.

15.09.2026 - 23:16
0
Lenfomanın 11 önemli belirtisi: Geçmeyen lenf bezi şişliklerine dikkat

Bilge Türk | MediCenter TV

İSTANBUL / TÜRKİYE — Boyun, koltuk altı veya kasıkta haftalar içinde küçülmeyen ağrısız şişlikler; açıklanamayan ateş, yoğun gece terlemeleri ve istemsiz kilo kaybıyla birlikte görüldüğünde lenfoma açısından hekim değerlendirmesi gerektirebiliyor.

15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Memorial Ataşehir Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, lenfomanın tek bir hastalık olmadığını ve farklı özelliklere sahip çok sayıda alt tip içerdiğini vurguladı. Sarı’ya göre doğru alt tipin belirlenmesi, hastalığın nasıl seyredeceğini anlamak ve uygun tedaviyi seçmek açısından kritik önem taşıyor.

Lenfoma tek bir hastalık değil

Lenfoma, bağışıklık sisteminin önemli hücrelerinden olan lenfositlerden kaynaklanan bir kanser grubu.

Genel olarak Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfoma olmak üzere iki ana başlık altında inceleniyor. Bununla birlikte Prof. Dr. Sarı, bu grupların altında birbirinden farklı davranış gösteren 70’ten fazla alt tip bulunduğunu belirtiyor.

Bazı lenfomalar hızlı ilerliyor ve tanıdan kısa süre sonra tedavi gerektiriyor. Bazıları ise çok daha yavaş seyrederek yıllarca belirgin bir şikâyete yol açmayabiliyor.

Bu nedenle yalnızca “lenfoma” tanısını bilmek, hastalığın gidişatını veya uygulanacak tedaviyi anlamak için yeterli değil.

Kesin alt tip, çoğunlukla şüpheli lenf bezinden veya ilgili dokudan alınan biyopsinin patolojik incelemesiyle belirleniyor.

Genç yaşta da lenfoma görülebiliyor

Lenfomanın yalnızca ileri yaşların hastalığı olduğu düşüncesi tanıda gecikmeye yol açabiliyor.

Prof. Dr. Sarı, özellikle Hodgkin lenfomanın genç yetişkinlerde de görülebildiğine dikkat çekiyor.

Amerikan Kanser Derneği de Hodgkin lenfomanın her yaşta ortaya çıkabileceğini, ancak özellikle 20’li yaşlarda genç yetişkinlerde daha sık görüldüğünü; riskin 55 yaş sonrasında tekrar yükseldiğini bildiriyor.

Lenf bezleri enfeksiyonlar sırasında da büyüyebiliyor ve çoğu zaman enfeksiyon geçtikten sonra küçülüyor.

Ancak boyun, koltuk altı veya kasıktaki bir şişlik birkaç hafta içinde küçülmüyor, giderek büyüyor veya ağrısız biçimde kalıcı hale geliyorsa değerlendirilmesi öneriliyor.

Sarı ayrıca bu tür durumlarda doktora danışmadan antibiyotik veya kortizon başlanmaması ve önerilmiş bir biyopsinin gereksiz yere ertelenmemesi gerektiğini belirtiyor.

Lenfomayı işaret edebilen 11 belirti

Lenfoma her hastada aynı belirtileri oluşturmuyor. Hatta bazı kişilerde hastalık başka bir nedenle yapılan görüntüleme sırasında tesadüfen fark edilebiliyor.

Prof. Dr. Sarı, özellikle uzun süre devam eden, giderek artan veya başka bir nedenle açıklanamayan şu 11 bulguya dikkat çekiyor:

  1. Boyun, koltuk altı veya kasıkta ağrısız lenf bezi şişlikleri
  2. Haftalar içinde küçülmeyen veya giderek büyüyen lenf bezleri
  3. Nedeni açıklanamayan ve uzun süren ateş
  4. Kıyafet veya çarşaf değiştirmeyi gerektirecek kadar yoğun gece terlemeleri
  5. Beslenme veya yaşam tarzında değişiklik olmadan ortaya çıkan kilo kaybı
  6. Uzun süren öksürük, göğüste baskı hissi veya nefes darlığı
  7. Karında şişkinlik, dolgunluk veya erken doyma
  8. Belirgin ve açıklanamayan halsizlik veya yorgunluk
  9. Kolay morarma veya tekrarlayan kanamalar
  10. Vücutta yaygın ve açıklanamayan kaşıntı
  11. Ciltte nedeni açıklanamayan kızarıklık, döküntü veya lezyonlar

Bu bulguların görülmesi kişinin mutlaka lenfoma olduğu anlamına gelmiyor. Enfeksiyonlardan başka hematolojik veya sistemik hastalıklara kadar birçok durum benzer belirtilere yol açabiliyor.

Önemli olan, açıklanamayan ve kalıcı belirtilerin kendi kendine tanı koymak yerine hekim tarafından değerlendirilmesi.

Normal kan tahlili lenfomayı tamamen dışlamıyor

Lenfoma değerlendirmesinde kan testleri, ultrason, bilgisayarlı tomografi veya PET-BT gibi yöntemler önemli bilgiler sağlayabiliyor.

Ancak Prof. Dr. Sarı, kan sonuçlarının normal olmasının lenfomayı kesin olarak dışlamadığını vurguluyor.

Kesin tanının temelini, şüpheli dokunun uygun biçimde alınması ve patoloji tarafından incelenmesi oluşturuyor.

Biyopsinin önemi yalnızca kanser varlığını göstermek değil. Tedavi seçiminde belirleyici olabilecek lenfoma alt tipinin de doğru tanımlanması gerekiyor.

Bu nedenle görüntüleme veya kan testlerinde şüpheli bulgular saptandığında, hekimin gerekli görmesi durumunda biyopsinin geciktirilmemesi önem taşıyor.

Bazı lenfomalarda ‘izle ve bekle’ yaklaşımı uygulanabiliyor

Lenfoma tanısı konulması her zaman tedaviye aynı gün başlanacağı anlamına gelmiyor.

Hızlı ilerleyen alt tiplerde tedavinin gecikmeden planlanması gerekebilirken, yavaş seyreden bazı lenfomalarda hasta herhangi bir belirti yaşamıyorsa “izle ve bekle” veya aktif izlem yaklaşımı uygulanabiliyor.

Bu yöntem hastalığın önemsenmediği anlamına gelmiyor.

Hasta düzenli muayene, kan testleri ve gerektiğinde görüntüleme yöntemleriyle yakından takip ediliyor; belirtiler ortaya çıktığında veya hastalık yükünde belirgin artış görüldüğünde tedavi başlanabiliyor.

ABD Ulusal Kanser Enstitüsü de bazı yavaş seyirli Hodgkin dışı lenfomalarda belirtisi olmayan hastalar için “watchful waiting” yaklaşımını tedavi seçenekleri arasında sıralıyor.

Benzer şekilde bazı Hodgkin lenfoma alt gruplarında da aktif izlem seçilmiş hastalarda değerlendirilebiliyor.

Prof. Dr. Sarı ayrıca lenfomada evre kavramının bazı diğer kanserlerden farklı yorumlanması gerektiğine dikkat çekiyor. Hastalığın ileri evrede saptanması tek başına tedavi imkânının ortadan kalktığı anlamına gelmiyor; alt tip ve hastanın özellikleri tedavi planında büyük rol oynuyor.

CAR-T dahil yeni tedaviler kişiye göre seçiliyor

Lenfoma tedavisi hastalığın alt tipine, yaygınlığına, hastanın yaşına, genel sağlık durumuna ve daha önce aldığı tedavilere göre planlanıyor.

Kemoterapi ile antikor tedavilerinin birlikte uygulandığı kemoimmünoterapi, birçok lenfoma türünde kullanılan temel yaklaşımlardan biri olmaya devam ediyor.

Bunun yanında hedefe yönelik ilaçlar, ağızdan kullanılan bazı tedaviler ve bağışıklık sisteminin tümör hücrelerini daha iyi tanımasını sağlayan immünoterapiler de kullanılabiliyor.

Özellikle önceki tedavilere yanıt vermeyen veya hastalığı tekrarlayan bazı hastalarda CAR-T hücre tedavisi gündeme gelebiliyor.

Bu yöntemde hastanın T hücreleri vücuttan alınıyor, laboratuvarda kanser hücrelerini tanıyabilecek şekilde genetik olarak yeniden programlanıyor ve daha sonra hastaya geri veriliyor. Ulusal Kanser Enstitüsü, CAR-T tedavisini bazı dirençli veya tekrarlayan büyük B hücreli lenfomalar dahil belirli Hodgkin dışı lenfoma türlerinde kullanılan seçeneklerden biri olarak tanımlıyor.

Bazı hasta gruplarında ise kemoterapi içermeyen kombinasyonlar da tedavi seçenekleri arasında bulunabiliyor.

Sarı, tedavinin yalnız korku nedeniyle geciktirilmesinin daha büyük risk yaratabileceğini belirterek bitkisel ürünlerin, vitaminlerin ve gıda takviyelerinin de hematoloji hekimine danışılmadan kullanılmaması gerektiğini vurguluyor. Bu ürünlerin kanser tedavisinde kullanılan ilaçlarla etkileşime girme ihtimali bulunabiliyor.

Lenfomaların çoğunda hastalığı kesin olarak önleyen özel bir beslenme modeli veya yaşam tarzı bulunmadığını belirten Sarı’ya göre en önemli yaklaşım, geçmeyen ve açıklanamayan belirtileri zamanında değerlendirmek, kesin tanıyı doğru koymak ve tedaviyi lenfomanın alt tipine göre kişiselleştirmek.

MediCenterTV.com

Ne Düşünüyorsun?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Bayıldım Bayıldım 0
Güldüm Güldüm 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzüldüm Üzüldüm 0
Kızdım Kızdım 0
Bilge Türk

Bilge Türk, MediCenterTV.com editörü, gazeteci ve yazardır. Sağlık, yaşam, bilim ve güncel gelişmeler üzerine içerikler hazırlayan Türk; doğru, anlaşılır ve toplum yararını gözeten habercilik anlayışıyla sağlık alanındaki gelişmeleri okuyuculara aktarmayı amaçlamaktadır.

Yorumlar (0)

User