Uzman: Her 5 derecelik artış kalp krizi riskini yüzde 5 artırıyor
Aşırı sıcaklar kalbin iş yükünü artırıyor; uzmanlar su tüketimi, serin saatlerde egzersiz ve ilaçların hekim kontrolünde düzenlenmesini öneriyor.
Bilge Türk | Medicentert Tv
İSTANBUL / TÜRKİYE — Yüksek hava sıcaklıklarının yol açtığı sıvı ve mineral kaybı, damarların genişlemesi ve kalp hızındaki artış, özellikle kalp hastaları açısından önemli sağlık riskleri oluşturabiliyor.
Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Emrah Erdal, sıcaklığın yükselmesiyle vücudun ısı dengesini koruyabilmek için daha fazla çalıştığını, bu süreçte kalbin üzerindeki yükün de arttığını belirtti.
Erdal, epidemiyolojik araştırmalarda hava sıcaklığı ile kalp krizi görülme sıklığı arasında ilişki saptandığını belirterek, her 5 derecelik sıcaklık artışının kalp krizi riskinde yaklaşık yüzde 5’lik yükselişle bağlantılı olduğunu ifade etti.
Bu oran, her kişinin bireysel riskinin sıcaklık her 5 derece arttığında kesin olarak aynı ölçüde yükseleceği anlamına gelmiyor. Risk; yaşa, mevcut kalp ve damar hastalıklarına, kullanılan ilaçlara, nem oranına ve sıcak havaya maruz kalma süresine göre değişebiliyor. Bilimsel değerlendirmeler de aşırı sıcakların kardiyovasküler hastalıkları ağırlaştırabildiğini, ancak risk düzeyinin toplumlara ve araştırma yöntemlerine göre farklılık gösterebildiğini ortaya koyuyor.
Sıcak hava kalbin iş yükünü nasıl artırıyor?
Vücut, sıcak havalarda iç sıcaklığını dengelemek amacıyla cilt damarlarını genişletiyor ve terleme yoluyla ısı kaybetmeye çalışıyor. Damarların genişlemesi tansiyonun düşmesine, terleme ise sıvı ve mineral kaybına neden olabiliyor.
Kalp, tansiyonu ve kan dolaşımını sürdürebilmek için daha hızlı çalışmak zorunda kalabiliyor. Kalp hızının artması ve susuzluğun kan dolaşımı üzerindeki etkileri, özellikle koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği, hipertansiyon veya ritim bozukluğu bulunan kişilerde yakınmaları ağırlaştırabiliyor.
Dünya Sağlık Örgütü, aşırı sıcakların kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere kronik sağlık sorunlarını kötüleştirebildiğini; yaşlıların, kronik hastalığı bulunanların ve açık havada çalışanların daha yüksek risk altında olduğunu bildiriyor.
Doç. Dr. Emrah Erdal, yaz aylarında kalp sağlığını tehdit edebilecek beş yaygın hatayı ve bunlara karşı alınabilecek önlemleri sıraladı.
Yetersiz ve yanlış sıvı tüketmek
Sıcak havalarda terlemeyle birlikte suyun yanı sıra vücudun işleyişinde rol oynayan mineraller de kaybediliyor. Kaybedilen sıvının yerine konulmaması tansiyon düşüklüğü, halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı ve elektrolit dengesizliklerine yol açabiliyor.
Alkollü içecekler, aşırı miktarda kahve ve yoğun şeker içeren ürünler yeterli sıvı alımının yerine geçmiyor. Bu içeceklerin fazla tüketilmesi bazı kişilerde sıvı kaybını ve çarpıntı yakınmalarını artırabiliyor.
Erdal, yaz döneminde günlük ortalama 2,5 litre sıvı tüketilmesini ve temel içecek olarak suyun tercih edilmesini önerdi.
Ancak sıvı ihtiyacı herkes için aynı değildir. Kalp yetmezliği, ileri böbrek hastalığı veya sıvı kısıtlaması gerektiren başka bir rahatsızlığı bulunan kişilerin su tüketimini kendi başlarına artırmamaları, hekimlerinin belirlediği miktara uymaları gerekir.
Amerikan Kalp Derneği de sıcak havalarda dışarı çıkmadan önce, fiziksel aktivite sırasında ve sonrasında su içilmesini; alkolün ve aşırı kafeinli içeceklerin sınırlandırılmasını öneriyor.
Kalın ve koyu renkli kıyafetler giymek
Koyu renkli, kalın ve hava geçirmeyen kıyafetler güneş ışınlarını daha fazla emerek vücut sıcaklığının yükselmesine neden olabiliyor. Vücut ısıyı düşürmek için daha fazla terlediğinde sıvı kaybı da artıyor.
Sıcak havalarda hafif, bol, açık renkli ve hava geçiren kumaşlardan üretilmiş kıyafetlerin tercih edilmesi öneriliyor. Açık renkler güneş ışınlarını daha az emerken, bol ve nefes alabilen giysiler terin buharlaşmasını ve vücudun serinlemesini kolaylaştırıyor.
Dünya Sağlık Örgütü de sıcak dönemlerde açık renkli ve bol giysiler kullanılmasını, vücudun düzenli olarak serinletilmesini ve susama hissi beklenmeden su içilmesini tavsiye ediyor.
Öğle saatlerinde yoğun egzersiz yapmak
Güneş ışınlarının etkisinin güçlü olduğu 11.00–16.00 saatleri arasında denize girmek, uzun yürüyüş yapmak veya plaj futbolu gibi yoğun fiziksel aktivitelere katılmak vücut sıcaklığını daha fazla yükseltebiliyor.
Doç. Dr. Emrah Erdal, kalbin sıcak hava nedeniyle zaten daha yoğun çalıştığını belirterek, günün en sıcak saatlerinde yapılan egzersizin özellikle kalp ve damar hastaları için ciddi risk oluşturabileceğini söyledi.
Yüzme, yürüyüş, koşu ve diğer spor aktivitelerinin sabah erken saatlerde veya hava sıcaklığının azaldığı akşam döneminde yapılması öneriliyor. Egzersiz sırasında düzenli mola verilmesi, gölgede dinlenilmesi ve su tüketilmesi önem taşıyor.
Amerikan Kalp Derneği, açık hava aktivitelerinin güneşin en güçlü olduğu öğle ve erken öğleden sonra saatleri dışında planlanmasını öneriyor. Baş dönmesi, belirgin halsizlik, bulantı veya hızlı nabız gelişmesi hâlinde aktivitenin hemen durdurulması gerekiyor.
İlaç dozlarını hekim görüşü olmadan sürdürmek veya değiştirmek
Sıcak havalarda damarların genişlemesi nedeniyle tansiyon normalden daha düşük seyredebilir. Hipertansiyon, kalp yetmezliği veya kronik böbrek hastalığı nedeniyle tansiyon düşürücü ve idrar söktürücü ilaç kullanan kişilerde bu etki daha belirgin olabilir.
Aşırı tansiyon düşmesi; baş dönmesi, güçsüzlük, göz kararması, denge kaybı ve bayılma gibi sorunlara neden olabilir. İdrar söktürücü ilaçlarla sıcak havaya bağlı terleme birleştiğinde sıvı ve elektrolit kaybı artabilir.
Erdal, bu hastaların yaz aylarına girerken tedavilerinin yeniden değerlendirilmesi için hekimleriyle görüşmelerini önerdi.
Ancak ilaç dozu hiçbir zaman kişinin kendi kararıyla azaltılmamalı, artırılmamalı veya tamamen kesilmemelidir. Değişiklik gerekiyorsa bunu hastanın tansiyon değerlerini, böbrek fonksiyonlarını ve genel durumunu değerlendiren hekim yapmalıdır. Amerikan Kalp Derneği de sıcak havalarda ilaçların reçete edildiği biçimde kullanılmasını ve değişiklik için doktora danışılmasını öneriyor.
Yağlı ve ağır yemekler tüketmek
Ağır, yağlı ve yüksek kalorili öğünlerin sindirimi için vücut daha fazla enerji harcıyor. Hamur işleri, kızartmalar, yağlı etler, aşırı tuzlu ve baharatlı yiyecekler sıcak havada hem sindirim sistemini hem de dolaşımı zorlayabiliyor.
Fazla tuz tüketimi susama hissini artırabilir ve kalp yetmezliği bulunan bazı hastalarda sıvı tutulmasını ağırlaştırabilir. Çok büyük öğünler ise yemek sonrası halsizlik ve tansiyon değişikliklerine neden olabilir.
Yaz aylarında daha küçük ve dengeli öğünler tercih edilmesi; taze sebze ve meyvelere, zeytinyağlı yemeklere, az yağlı süt ürünlerine ve uygun koşullarda saklanmış taze balığa yer verilmesi öneriliyor.
Etlerin kızartılması yerine haşlama, fırınlama veya ızgara yöntemleriyle hazırlanması; ağır yemeklerin özellikle günün en sıcak saatlerinde tüketilmemesi kalbin ve sindirim sisteminin üzerindeki yükün azaltılmasına yardımcı olabilir.
Göğüs ağrısı ve nefes darlığı önemsenmeli
Sıcak havada ortaya çıkan her halsizlik kalp krizi anlamına gelmese de göğüste baskı veya sıkışma, nefes darlığı, soğuk terleme, bayılma, çeneye ya da kola yayılan ağrı gibi belirtiler acil değerlendirme gerektirir.
Bu belirtiler dinlenmekle geçmiyorsa veya giderek şiddetleniyorsa kişinin kendi imkânlarıyla hastaneye gitmeye çalışması yerine acil sağlık hizmetlerinden yardım istemesi gerekir.
Özellikle kalp hastalığı, diyabet, hipertansiyon veya daha önce kalp krizi öyküsü bulunan kişilerin sıcak havalarda belirtilerini yakından takip etmeleri önem taşıyor.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; kişisel tanı ve tedavi önerisi yerine geçmez.
MediCenterTV.com
Ne Düşünüyorsun?
Harika
0
Kötü
0
Bayıldım
0
Güldüm
0
Şaşırdım
0
Üzüldüm
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)