Mükemmeliyetçi kadınlarda fibromiyalji riski artabilir
Dr. Asiye Gülsüm Kakı, fibromiyaljinin yalnızca fiziksel ağrılarla değil; stres, uyku, yaşam tarzı ve psikolojik yüklerle birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.
Bilge Türk | Medicentert Tv
İSTANBUL / TÜRKİYE — Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Asiye Gülsüm Kakı, fibromiyaljinin özellikle aktif yaş grubundaki kadınlarda daha sık görüldüğünü belirterek, mükemmeliyetçi kişilik yapısı ve yoğun yaşam stresinin hastalık riskini artırabileceğini söyledi.
12 Mayıs Fibromiyalji Farkındalık Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Dr. Kakı, fibromiyaljinin yalnızca kas ve iskelet sistemi ağrılarıyla açıklanamayacağını, hastalığın psikolojik ve sosyal yönleriyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Kakı’ya göre uyku bozukluğu, kronik yorgunluk, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü, stres yükü, yaşam tarzı ve duygusal baskılar fibromiyalji tablosunu doğrudan etkileyebiliyor.
Fibromiyalji kronik ve çok yönlü bir ağrı sendromu
Modern yaşamda giderek daha sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biri olan fibromiyalji, yaygın kas-iskelet sistemi ağrılarıyla öne çıkan kronik bir sendrom olarak tanımlanıyor. Halk arasında “kas romatizması” olarak da bilinen hastalık, çoğu zaman yalnızca bedensel ağrılarla sınırlı sanılsa da uzmanlara göre daha geniş bir tabloya sahip.
Dr. Asiye Gülsüm Kakı, fibromiyaljinin yorgunluk, uyku bozukluğu, bilişsel fonksiyonlarda azalma ve merkezi ağrı duyarlılığında artışla karakterize olduğunu belirtti. Bu nedenle hastalık, kişinin günlük yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebiliyor. Sabah yorgun uyanma, gün içinde enerjisizlik, bedende yaygın hassasiyet, baş-boyun-sırt ağrıları ve zihinsel bulanıklık şikâyetleri hastaların gündelik işlevselliğini azaltabiliyor.
Kakı, fibromiyaljinin çoğu zaman uzun süre fark edilmeden ilerleyebildiğini belirterek, hastaların farklı branşlara başvurabildiğini, ancak ağrıların ve yorgunluğun altında bütüncül bir sendromun yer alabildiğini ifade etti.
Kadınlarda ve aktif yaş grubunda daha sık görülüyor
Fibromiyaljinin en sık 30-55 yaş aralığındaki aktif kadınlarda görüldüğünü söyleyen Dr. Kakı, hastalığın gelişiminde tek bir nedenden söz etmenin doğru olmayacağını belirtti. Kesin bir genetik geçiş kanıtlanmamış olsa da ailede fibromiyalji öyküsü bulunmasının yatkınlığı artırabileceğini ifade eden Kakı, biyolojik faktörlerin yanında psikososyal etkenlerin de önemli olduğunu söyledi.
Klinik gözlemler ve psikososyal incelemelerin, mükemmeliyetçi kişilik yapısına sahip bireylerde fibromiyalji görülme sıklığının daha yüksek olabileceğine işaret ettiğini aktaran Kakı, özellikle yoğun sorumluluk altında yaşayan kadınların risk açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Dr. Kakı’ya göre kadınların iş hayatı, ev yaşamı, aile içi roller ve toplumsal beklentiler arasında sürekli “yetişme” baskısı hissetmesi, kronik stres yükünü artırabiliyor. Bu durum, bedenin ağrı algısını ve genel dayanıklılığını etkileyerek fibromiyalji belirtilerini tetikleyebiliyor veya ağırlaştırabiliyor.
Mükemmeliyetçilik kronik stres yüküne dönüşebilir
Mükemmeliyetçiliğin kişinin kendisi için çok yüksek standartlar belirlemesi, kontrol ihtiyacının yoğun olması ve hata yapmaya tahammül edememesiyle karakterize bir kişilik yapısı olduğunu belirten Dr. Kakı, bu özelliğin belirli düzeyde motivasyon sağlayabileceğini ancak aşırıya kaçtığında yıpratıcı hale gelebileceğini söyledi.
Kakı, mükemmeliyetçi bireylerin çoğu zaman kendilerine karşı eleştirel bir bakış açısına sahip olduklarını, sınır koymakta zorlanabildiklerini ve dinlenmeyi ihmal edebildiklerini ifade etti. Bu durum, uzun vadede hem psikolojik hem biyolojik açıdan bedeni zorlayan bir kronik stres döngüsü oluşturabiliyor.
Dr. Kakı, “Belirli düzeyde olduğunda kişiye motivasyon sağlayabilen bu özellik, aşırıya kaçtığında kronik stres yüküne dönüşerek hem psikolojik hem de biyolojik açıdan yıpratıcı olabiliyor.” dedi.
Uzmanlara göre fibromiyalji hastalarında stresin yalnızca ruhsal bir yük olarak değil, ağrı duyarlılığını artıran biyolojik bir faktör olarak da değerlendirilmesi gerekiyor. Yoğun stres altında uyku kalitesi bozulabiliyor, kas gerginliği artabiliyor ve bedenin ağrıya verdiği yanıt daha hassas hale gelebiliyor.
Ağrının yanında yorgunluk ve beyin sisi görülebiliyor
Fibromiyalji belirtilerinin başında yaygın kas-iskelet sistemi ağrıları geliyor. Dr. Kakı, hastaların sıklıkla baş, boyun ve sırt ağrılarıyla başvurduğunu, bazı durumlarda daha lokalize ağrıların da görülebildiğini söyledi.
Hastalık yalnızca ağrı ile sınırlı ilerlemiyor. Uyku problemleri, kronik yorgunluk, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık ve halk arasında “beyin sisi” olarak ifade edilen zihinsel bulanıklık da yaygın belirtiler arasında yer alıyor. Bu tablo, kişinin iş performansını, sosyal ilişkilerini ve günlük yaşam düzenini etkileyebiliyor.
Dr. Kakı, migren, irritabl bağırsak sendromu ve karın ağrısı gibi ek somatik yakınmaların da fibromiyaljiye eşlik edebildiğini aktardı. Bu nedenle fibromiyalji hastalarının yalnızca ağrılarının değil, uyku düzenlerinin, sindirim şikâyetlerinin, ruh hallerinin ve genel yaşam kalitelerinin de değerlendirilmesi gerekiyor.
Tedavide tek tip yaklaşım yeterli değil
Fibromiyalji tedavisinde tek tip bir yaklaşımın yeterli olmadığını vurgulayan Dr. Kakı, hastalığın ortaya çıkışında biyolojik, psikolojik ve sosyal pek çok etkenin birlikte rol oynadığını söyledi. Bu nedenle tedavi sürecinin multidisipliner ve kişiye özel planlanması gerektiğini belirtti.
Kakı’ya göre fibromiyalji yönetiminde kişinin psikososyal durumu, uyku düzeni, egzersiz alışkanlıkları, beslenme şekli ve vitamin düzeyleri birlikte ele alınmalı. Özellikle uyku düzeninin sağlanması tedavinin temel basamaklarından biri olarak görülüyor. Kaliteli uyku uyuyamayan kişilerin gün içinde enerjik ve sağlıklı hissetmesinin zor olduğunu belirten Kakı, hastaların uyku hijyeni konusunda bilinçlendirilmesinin önem taşıdığını söyledi.
Egzersiz planlamasında ise ağır ve kasları zorlayıcı aktiviteler yerine hafif tempolu aerobik egzersizler, gevşeme çalışmaları ve nefes egzersizleri öneriliyor. Egzersizin yalnızca günün belirli bir saatine sıkıştırılması yerine gün içine yayılması da daha faydalı bulunuyor.
Psikolojik destek yaşam kalitesini artırabilir
Dr. Kakı, tedavi sürecinde kişinin kişilik yapısının da göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi. Özellikle mükemmeliyetçi bireylerin kendilerine karşı eleştirel bakış açılarını fark etmeleri ve bunu yönetebilmelerinin önemli olduğunu belirten Kakı, bu noktada psikolojik destek yöntemlerinin yaşam kalitesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Bilişsel davranışçı terapi gibi yaklaşımlar, kişinin stresle baş etme becerilerini geliştirmesine, sınır koymasına, beden sinyallerini daha doğru yorumlamasına ve ağrı ile ilişkili olumsuz düşünce kalıplarını yönetmesine yardımcı olabiliyor. Uzmanlara göre bu destek, fizik tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle birlikte uygulandığında daha etkili bir tedavi çerçevesi oluşturabiliyor.
Beslenme düzeninin de fibromiyalji yönetiminde önemli olduğunu belirten Dr. Kakı, yüksek karbonhidrat ağırlıklı beslenme yerine daha dengeli ve sağlıklı bir beslenme planı önerildiğini söyledi. D vitamini, magnezyum ve omega-3 gibi desteklerin de kişinin enerji metabolizması açısından değerlendirilebileceğini ifade etti.
Kakı, fibromiyaljinin yalnızca fiziksel ağrılarla sınırlı olmayan, kişinin ruhsal ve sosyal yaşamını da etkileyen çok yönlü bir hastalık olduğunu belirterek, tedavide yalnızca ağrıya değil; yaşam biçimine, stres düzeyine ve duygusal yüklere de bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini vurguladı.
Ne Düşünüyorsun?
Harika
0
Kötü
0
Bayıldım
0
Güldüm
0
Şaşırdım
0
Üzüldüm
0
Kızdım
0
Yorumlar (0)