Diş hekimliği öğrencileri gerçek klinik vakalarla mesleğe hazırlanıyor

Üsküdar Üniversitesi’nde diş hekimliği öğrencileri, preklinikten gerçek hasta vakalarına ve dijital sistemlere uzanan uygulamalı eğitim alıyor.

28.08.2026 - 14:13
0
Diş hekimliği öğrencileri gerçek klinik vakalarla mesleğe hazırlanıyor

Bilge Türk | MediCenterTV

İSTANBUL / TÜRKİYE —

Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yücel, diş hekimliği eğitiminde gerçek hasta vakalarıyla kontrollü klinik temasın öğrencilerin mesleki yeterliliğini güçlendiren temel unsurlardan biri olduğunu söyledi.

Fakültenin uygulama klinikleri, preklinik laboratuvarları, derslikleri ve Diş Hastanesinin aynı yapı içerisinde bulunmasının teori ile uygulama arasındaki geçişi kolaylaştırdığını belirten Yücel, öğrencilerin farklı yaş ve hastalık gruplarından vakalarla karşılaşmasının mezuniyet sonrası mesleki uyum açısından önem taşıdığını ifade etti.

Gerçek hasta deneyimi klinik eğitimin merkezinde

Diş hekimliğinin yalnızca teorik derslerle öğrenilebilecek bir meslek olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Ergün Yücel, öğrencilerin akademisyen gözetiminde gerçek vakalarla karşılaşmasının klinik karar verme becerisini geliştirdiğini söyledi.

Yücel, öğrencilerin eğitim sürecinde yalnızca hastalıkların tanı ve tedavisine ilişkin bilgi edinmediğini; aynı zamanda klinik ortamı, hasta iletişimini ve tedavi planlama süreçlerini de deneyimlediğini belirtti.

“Öğrencinin klinik ortamı tanıması, farklı vakalarla karşılaşması ve akademisyenlerinin gözetiminde klinik karar süreçlerini deneyimlemesi, mezuniyet sonrasına çok daha donanımlı hazırlanmasını sağlıyor.”

Üsküdar Üniversitesi’nin resmî fakülte bilgilerinde de klinik öncesi uygulamaların protez ve fantom laboratuvarlarındaki simülasyonlarla yürütüldüğü, öğrencilerin 4. ve 5. sınıflarda ise Diş Hastanesi kliniklerinde hasta üzerinde uygulamalara geçtiği belirtiliyor.

Hasta çeşitliliği öğrencilerin vaka deneyimini artırıyor

Prof. Dr. Yücel, Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesinin öğrenci eğitimindeki rolüne de dikkat çekti.

Yücel’in verdiği bilgiye göre hastanenin SGK anlaşması sayesinde hasta başvurularında süreklilik sağlanması, öğrencilerin farklı yaş grupları ve çeşitli ağız-diş sağlığı sorunlarıyla karşılaşmasına imkân veriyor.

Diş hekimliğinin uygulamaya dayalı bir meslek olduğunu vurgulayan Yücel, öğrencinin mezun olmadan önce gördüğü vaka çeşitliliğinin mesleğe başlangıçtaki deneyimini doğrudan etkilediğini ifade etti.

“Öğrencilerimiz çok farklı yaş gruplarından ve farklı hastalıklardan oluşan geniş bir vaka çeşitliliğini görme fırsatı yakalıyor. Mezun olmadan önce ne kadar fazla vaka görürlerse mesleğe o kadar güçlü başlıyorlar.”

Klinik vaka çeşitliliği; öğrencilerin yalnızca teknik işlemleri öğrenmesi açısından değil, farklı hastaların ihtiyaçlarını değerlendirme ve uygun tedavi yaklaşımını oluşturma becerisi açısından da önem taşıyor.

Preklinikten kliniğe aşamalı geçiş uygulanıyor

Diş hekimliği eğitiminde gerçek hastayla çalışmadan önce öğrencilerin temel el becerilerini geliştirmesi gerekiyor.

Bu süreçte preklinik laboratuvarları önemli bir hazırlık aşaması oluşturuyor.

Yücel, öğrencilerin teorik bilgilerini önce kontrollü laboratuvar ortamlarında uyguladığını, klinik döneme geçmeden önce mesleki becerilerini geliştirme fırsatı bulduğunu söyledi.

Fakültenin derslik, preklinik laboratuvar, klinik ve Diş Hastanesinin aynı yapı içerisinde bulunmasının da eğitim sürecinde avantaj sağladığını belirtti.

Bu modelde öğrenci bir konunun teorisini ders ortamında öğrenirken aynı gün laboratuvar veya klinik uygulamayla konuyu pekiştirebiliyor.

Üniversitenin resmî program bilgilerinde Diş Hekimliği lisans eğitiminin beş yıl sürdüğü ve klinik bilimler bünyesinde ağız, diş ve çene cerrahisinden endodontiye, periodontolojiden ortodontiye kadar farklı uzmanlık alanlarının bulunduğu görülüyor.

Dijital diş hekimliği eğitim programına giriyor

Diş hekimliğinde teknolojik dönüşümün hızlandığını belirten Prof. Dr. Yücel, geleceğin diş hekimlerinin klasik klinik becerilerin yanında dijital sistemleri kullanabilmesi gerektiğini söyledi.

Dijital görüntüleme, analiz ve tedavi planlama sistemlerinin klinik süreçlerin giderek daha önemli parçaları haline geldiğini ifade eden Yücel, öğrencilerin bu teknolojilerle henüz eğitim döneminde tanışmasını önemsediklerini kaydetti.

“Gelecek 10 yıla baktığımızda artık sadece el becerisi yeterli olmayacak. Bunun yanında teknolojiyle iç içe olmak, dijital sistemleri kullanabilmek, hatta yapay zekâyı anlayabilmek çok daha önemli hâle geliyor.”

Yücel’e göre dijital sistemlerle çalışan öğrenciler, görüntüler üzerinde analiz yapmayı ve elde edilen verileri klinik değerlendirmeyle birlikte kullanmayı öğreniyor.

Böylece mezuniyet sonrasında karşılaşacakları yeni teknolojilere uyum sağlamaları da kolaylaşıyor.

Yapay zekâ hekimin yerine değil karar sürecine destek için kullanılıyor

Yapay zekânın diş hekimliği eğitimindeki yerine de değinen Yücel, bu sistemlerin hekimin yerine geçen teknolojiler olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

Özellikle görüntü analizlerinde yapay zekânın hekime ek bir değerlendirme imkânı sunabildiğini belirten Yücel, teknolojiyi “ikinci göz” olarak tanımladı.

“Özellikle erken teşhis konusunda yapay zekâ destekli sistemler hekime ikinci bir göz gibi yardımcı oluyor.”

Bu yaklaşımda nihai klinik değerlendirme ve tedavi kararı yine diş hekimine ait.

Yapay zekâ ise görüntülerin değerlendirilmesi, olası bulguların işaretlenmesi veya hekimin dikkatinden kaçabilecek noktaların yeniden incelenmesi gibi süreçlerde destekleyici araç olarak konumlanıyor.

Diş hekimliği eğitiminde teknoloji kullanımının artmasıyla birlikte öğrencilerin yalnızca cihazları kullanmayı değil, dijital sistemlerden elde edilen bilgiyi doğru yorumlamayı öğrenmesi de önem kazanıyor.

Bilimsel üretim, uzmanlık ve hasta iletişimi birlikte ele alınıyor

Prof. Dr. Yücel, fakültenin öğrencileri yalnızca klinik uygulamalara değil bilimsel çalışmalara da yönlendirdiğini belirtti.

Öğrenci kongreleri, bilimsel projeler ve ulusal ya da uluslararası toplantılara katılımın teşvik edildiğini söyleyen Yücel, araştırma yapabilen ve sağlık teknolojilerindeki gelişmeleri takip eden diş hekimleri yetiştirmeyi amaçladıklarını ifade etti.

Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (DUS) ve akademik kariyer hedefleyen öğrencilerin de desteklendiğini belirten Yücel, fakültedeki uzmanlık imkânlarının öğrenciler açısından mezuniyet sonrası kariyer planlamasında önemli olduğunu söyledi.

Ancak teknolojik altyapı ve klinik deneyimin yanında hasta iletişiminin de eğitim modelinin temel parçalarından biri olduğuna dikkat çekti.

“Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin diş hekimliğinin merkezinde insan var.”

Yücel, geleceğin diş hekiminin klinik beceri, bilimsel bilgi ve teknolojiyi bir arada kullanmasının yanı sıra hastayla güvene dayalı iletişim kurabilmesi gerektiğini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinin resmî yapılanmasında temel ve klinik bilimlerin birlikte yürütüldüğü, ağız-diş ve çene cerrahisi, radyoloji, pedodonti, endodonti, periodontoloji, protetik diş tedavisi ve ortodonti gibi farklı klinik disiplinlerin eğitim programında yer aldığı belirtiliyor.

Diş hekimliği eğitiminde ortaya çıkan tablo, klasik teori-uygulama modelinin ötesine geçiyor: Öğrencinin preklinikte beceri kazanması, gerçek hastalarla farklı vakaları görmesi, dijital teknolojileri tanıması ve aynı zamanda hasta iletişimini öğrenmesi, mezuniyet öncesi eğitimin birbirini tamamlayan parçaları olarak öne çıkıyor.

MediCenterTV.com

Ne Düşünüyorsun?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Bayıldım Bayıldım 0
Güldüm Güldüm 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzüldüm Üzüldüm 0
Kızdım Kızdım 0
Bilge Türk

Bilge Türk, MediCenterTV.com editörü, gazeteci ve yazardır. Sağlık, yaşam, bilim ve güncel gelişmeler üzerine içerikler hazırlayan Türk; doğru, anlaşılır ve toplum yararını gözeten habercilik anlayışıyla sağlık alanındaki gelişmeleri okuyuculara aktarmayı amaçlamaktadır.

Yorumlar (0)

User