Aileler Neden Daha Fazla Çocuk Sahibi Olmaktan Vazgeçiyor?

Dünya genelinde aileler ekonomik ve zamansal nedenlerle çocuk sahibi olmaktan vazgeçiyor. Uzmanlara göre düşen doğurganlık oranları küresel ölçekte yeni bir toplumsal kriz habercisi olabilir.

Haziran 10, 2025 - 20:58
0
Aileler Neden Daha Fazla Çocuk Sahibi Olmaktan Vazgeçiyor?

Aileler Neden Daha Fazla Çocuk Sahibi Olmaktan Vazgeçiyor?

MEDİCENTER TV / TÜRKİYE

Küresel doğurganlık düşüyor, uzmanlar gerçek krizin ekonomik ve toplumsal baskılar olduğunu söylüyor

Dünya genelinde giderek daha fazla aile, çocuk sahibi olmayı erteliyor ya da tamamen vazgeçiyor. Bunun nedeni yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve kültürel. Hindistan'ın Mumbai kentinde yaşayan Namrata Nangia ve eşi gibi milyonlarca çift, ikinci çocuk fikrini tartışıyor ancak aynı noktada takılıp kalıyor: "Bunu karşılayabilir miyiz?"

Okul ücretlerinden servis masraflarına, çocuk gelişimi için gerekli görülen kurslara kadar birçok kalemde artan maliyetler, özellikle kentli aileler için ciddi bir yük oluşturuyor. Namrata bu konuda oldukça net: “Eskiden çocuk olmak daha basitti. Şimdi ise ebeveynlik, sürekli bir rekabet ve harcama döngüsüne dönüşmüş durumda.”

UNFPA: “Gerçek kriz, insanların istedikleri aileleri kuramaması”

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Başkanı Dr. Natalia Kanem, doğurganlık oranlarındaki düşüşün temel nedeninin, insanların planladıkları kadar çocuk sahibi olamaması olduğunu belirtiyor. Kurumun yaptığı son araştırmalara göre, bu kişiler için en büyük engel ekonomik nedenler. Katılımcıların yüzde 39’u, çocuk sahibi olamamalarının sebebini maddi yetersizlik olarak gösterdi. Kore’de bu oran yüzde 58’e kadar çıkarken, İsveç’te yüzde 19 ile en düşük seviyede.

Sadece yüzde 12’lik bir kesim, doğrudan kısırlık ya da tıbbi nedenlerle çocuk sahibi olamadığını belirtiyor. Bu oran Hindistan, ABD, Tayland ve İtalya gibi ülkelerde ise daha yüksek.

UNFPA ayrıca zaman eksikliğini de önemli bir faktör olarak değerlendiriyor. Mumbai’de yaşayan Namrata, her gün üç saatini işe gidip gelmeye harcadığını ve akşam yorgun bir şekilde eve döndüğünde hem çocukla ilgilenmek hem de ev sorumluluklarını yerine getirmek zorunda kaldığını söylüyor. "Yorgunken çocukla kaliteli vakit geçiremeyince vicdan azabı çekiyorsunuz. Bu yüzden sadece bir çocukta kalmak en doğrusu gibi geliyor" diyor.

Beklentiler değişiyor, doğurganlık oranları beklentilerin altında kalıyor

Avrupa’da doğurganlık niyetleri üzerine çalışmalar yürüten demograf Prof. Anna Rotkirch, birçok bireyin düşündüğünden daha az çocuk sahibi olduğunu belirtiyor. “Doğurganlık beklentilerinin altında kalanlar, üzerinde kalanlardan çok daha fazla” diyen Rotkirch, bunun artık Avrupa’yla sınırlı olmadığını ve küresel bir eğilim haline geldiğini vurguluyor.

Finlandiya hükümetine de danışmanlık yapan Rotkirch, özellikle 50 yaşın üzerindeki bireylerin yüzde 31’inin, hayatlarında istedikleri kadar çocuk sahibi olamadıklarını ifade ettiklerine dikkat çekiyor.

Nüfus politikaları baskıya mı dönüşüyor?

Hong Kong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden Prof. Stuart Gietel-Basten, doğurganlıkla ilgili kaygıların artık küresel gündemin merkezinde olduğunu söylüyor. “Bundan 40 yıl önce Çin, Tayland, Japonya ve Türkiye gibi ülkeler, yüksek doğurganlıktan şikayetçiydi. Bugün ise doğum oranlarını artırmanın yollarını arıyorlar” diyor.

Ancak uzmanlara göre bu eğilim tehlikeli bir noktaya evrilebilir. Dr. Kanem, “Doğurganlıkla ilgili panik havası, bazı hükümetlerin kadınları daha fazla çocuk yapmaya zorlayıcı ya da manipülatif politikalara yönelmesine neden olabilir” uyarısında bulunuyor.

Prof. Gietel-Basten ise bu panik havasının, göçmen karşıtı ve cinsiyetçi politikaların gerekçesi haline getirilebileceğine dikkat çekiyor. “Nüfus düşüşü, bazı siyasi çevrelerde kültürel gerileme korkusunu körüklüyor ve bu durum milliyetçi söylemleri tetikleyebiliyor” diyor.

Gelecek için yeni yaklaşımlar gerekiyor

Uzmanlar, ülkelerin nüfus politikalarında daha bütüncül ve insan odaklı bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini belirtiyor. Doğurganlık oranlarını artırmak adına sadece doğum teşvikleri sunmak yeterli olmuyor. Ebeveynlere iş-yaşam dengesi kurmalarına yardımcı olacak sosyal destekler sunmak, çocuk bakım sistemlerini güçlendirmek ve ekonomik güvenceler sağlamak gerekiyor.

Namrata ve eşi gibi milyonlarca çift için çocuk sahibi olma kararı, sadece kişisel bir tercih değil, aynı zamanda sistemik bir sorunun göstergesi. Gerçek kriz ise, insanların hayalini kurduğu hayatı kuramaması.

www.medicentertv.com

Ne Düşünüyorsun?

Harika Harika 0
Kötü Kötü 0
Bayıldım Bayıldım 0
Güldüm Güldüm 0
Şaşırdım Şaşırdım 0
Üzüldüm Üzüldüm 0
Kızdım Kızdım 0
Editors

Editör | Medicentertv.com, uzman doktorlar, psikologlar ve sağlık profesyonellerinin bilimsel görüşlerini; tıp dünyasındaki yenilikleri, hastane sektöründeki gelişmeleri ve güncel sağlık haberlerini doğru, tarafsız ve güvenilir habercilik anlayışıyla sunar. Uluslararası sağlık haberciliği ilkeleri doğrultusunda, resmî açıklamalar, yeni nesil sağlık uygulamaları ve tıbbi veriler analiz edilerek kamuoyuna aktarılır.

Yorumlar (0)

User